• Barokart

    DESTEK MERKEZİ
    0850 221 0 500

  • E-Tahsilat Uygulaması
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
    2017/7087 E.2017/4713 K.

    ÖZET: Davacı, fazla mesai ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Davacı vekili, davacının davalı şirkette 2000 yılında işe başladığını, askere gittiğini, 2006 yılında işe başladığını, 19/08/2011 tarihinde iş akdine son verildiğini, davacının güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, işten çıkarılırken davacının kıdem hakkının ödendiğini, diğer haklarının ödenmediğini, davacının genelde otel lojmanında güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davalının yan yana iki adet oteli olduğunu ve davacının her iki otelde çalıştığını, günlük çalışma süresinin 12 saat olduğunu, davacı ücretinin bir bölümünün bankaya yatırıldığını bir bölümünün elden ödendiğini, davacının son ücretinin asgari geçim indirimi dahil 970,00 TL. civarında olduğunu, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek, fazla mesai ücreti alacağını talep etmiştir.


    Yargıtay 2. Ceza Dairesi
    2016/11908 E.2017/3030 K.

    ÖZET: Mala zarar verme suçundan doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktar ve türüne göre; 14.04.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin temyiz isteğinin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,


    Danıştay 13. Daire
    Esas No : 2017/439
    Karar No : 2017/16

    ÖZET: Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin 21.10.2016 tarih ve E:2016/709, K:2016/3636 sayılı kararının; idari işleme konu eylemin suç olmaktan çıkarıldığı, suç olarak değil ancak idari kurallara aykırılık olarak nitelendirilebileceği, idari cezanın adli cezaya nazaran failin lehine olduğunun kabul edilemeyeceği, 4487 sayılı Yasa ile getirilen idari para cezalarının Kanun'un yürürlük maddesinde yayım tarihinde yürürlüğe gireceğinin öngörüldüğü, önceki tarihli dava konusu işleme konu eylemler için uygulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.


    Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul
    Başvuru Numarası: 2015/11798
    Karar Tarihi: 25.07.2017

    ÖZET: Başvurucu olay tarihinde Antalya’da serbest avukatlık mesleğini icra etmektedir. Yanında çalışan ve şikâyet konusu davada birlikte yargılandığı A.D.'nin babası M.D.'nin vekili olarak lehtarı A.D., cirantası M.D., borçlusu M.G. (katılan), bedeli 150 bin avro olan emre yazılı senedi (bono) 5.3.2010 tarihinde Serik 1. İcra Dairesinde M.G. aleyhine icraya koymuştur. İcra takibine karşı M.G. tarafından menfi tespit davası açılmış, derdest olan davada tedbir kararı alınmıştır. M.G. 19.3.2010 tarihli dilekçe ile başvurucu ve bonoda ismi bulunan A.D. ve M.D. aleyhine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikâyet dilekçesinde özetle kendisinden 1.450 bin avro alarak taşınmaz alım satım işleminde dolandıran damadı F.A. ve F.A.'nın yanındaki kişilere karşı yardımcı olması için emlakçı B.A. ile birlikte avukata (başvurucu) gittiğini ve vekâlet konusunda 150 bin avroya anlaştıklarını, başvurucunun kendisine 150 bin avro vekâlet ücreti ile isminin yazdığı ve matbu yazıların yer aldığı sözleşmeyi (Dava Vekâlet Ücret Sözleşmesi-Yetki Belgesi) imzalattığını, talep etmesine rağmen bu sözleşmeden örnek vermediklerini ve bunun dışında herhangi bir senet imzalamadığını ileri sürmekte; orada 30 bin TL tutarında para verdiğini, başvurucunun talebi üzerine çeşitli defalar farklı isimler adına 130 bin TL daha para gönderdiğini sonrasında telefonlarına cevap vermeyince avukatın işleri takip etmediği ve sürekli para istediği gerekçesiyle 22.2.2010 tarihinde azlettiğini belirtmektedir.

2016 YILI KARARLARI