• Barokart

    DESTEK MERKEZİ
    0850 221 0 500

  • E-Tahsilat Uygulaması
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
    2017/1135 E. 2017/1012 K.
    K.Tarihi: 24.05.2017
    Mahkemesi: İcra Hukuk Mahkemesi
    Konu: Avalde eşin rızasına ilişkin kefalet hükümlerinin uygulanamayacağı - Avalin Senedin Ödeneceğine Dair Güvence Verilmek Sureti İle Kambiyo Senetlerine Tedavül Kolaylığı Sağladığı - Özel Nitelikte Bir Şahsi Teminat Türü Olan Aval Bakımından Genel Nitelikli Kefalet Hükümlerine Gidilmesine Yasal Olanak Bulunmadığı , Avalin Bir Sözleşmeye Değil Kambiyo Taahhüdüne Verildiği - Tedavül Kabiliyeti Nedeniyle Bir Kambiyo Senedinde Avalistin Evli Olup Olmadığının ve Eşinin Rızasının Bulunup Bulunmadığının Araştırılması Zorunluluğu, Hamile Kambiyo Senetleri Hukukuna Tamamen Yabancı Bir Yük Getireceği

    ÖZET: Taraflar arasındaki "takibin ve ödeme emrinin iptali" istemli şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İcra Hukuk Mahkemesince istemin kabulüne dair verilen kararın şikayet olunan-alacaklı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin kararı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmesi.


    Yargıtay 15. Ceza Dairesi
    2017/35160 E. 2017/21638 K.
    K.Tarihi: 30.10.2017
    Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
    Konu: Dolandırıcılık suçundan sanık ...'nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesinin kararının kesinleşmesini müteakip, infaz savcılığının 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından infazda oluşan tereddüdün giderilmesi için bir karar verilmesi talebi üzerine, infazın durdurularak dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin aynı Mahkemenin ek kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile ek kararın kaldırılması.

    ÖZET: Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 1. Fıkrasının (b) bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilamında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253. ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuk kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmıayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunu ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, falin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; hükmün infazının durdurularak, 5271 sayılı Kanunu'nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine geterilmesi için yargılama dosyasının uzlaştırma borusuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın reddine yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması talebi.


    Danıştay 13. Daire
    2017/800 E. 2017/1440 K.
    K.Tarihi: 09.05.2017
    Mahkeme: İdare Mahkemesi
    KONU: İdare Mahkemesi'nin kararının; davalı idarenin ihaleye katılan ... A.Ş. tarafından yapılan sahteciliği Vergi Dairesi'nden isteyebileceği belgeler üzerinde yapacağı basit bir inceleme ile ortaya çıkarabileceği mümkün iken, KDV beyannameleri, fatura ve dayanak belgeleri isteme ve inceleme noktasında görev ve yetkilerinin bulunmadığı belirtilerek itirazen şikâyet başvurusunun reddedilmesinin hukuka aykırı olması, ilgili yerlerden bilgi ve belgelerin istenilerek gerekli araştırmanın yapılması hâlinde ihaleyi gerçekleştiren idarenin anılan şirketin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması kararının doğru olduğunun anlaşılacağı, ihale tarihinde anılan şirket tarafından sahte belge kullanılarak ihaleye katılma koşulu olan öz kaynak oranının sağlandığı, bu durumun ihale mevzuatına aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması

    ÖZET: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 24. Bölge Müdürlüğü tarafından 22.01.2015 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen "Kars-Aras Nehri ve Yan Dereler 1.Grup Taşkın ve Rusubat Kontrolü" ihalesine ilişkin olarak davacı şirket tarafından yapılan itirazen şikâyet başvurusunun reddine dair Kamu İhale Kurulu'nun kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi'nce; ...A.Ş. tarafından söz konusu ihaleye ilişkin olarak sunulan ve isteklinin 2013 yılına ilişkin bilanço bilgilerini içerir belgelerine ilişkin ''vergi incelemesinin'' hâlen devam ettiği, incelemenin henüz sonuçlanmadığı, SMMM tarafından onaylanan bilanço bilgileri tablosundaki bilgilerin aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğu, diğer bir ifadeyle hukuken geçerliğini koruduğu ve yine ihale kapsamında istekli tarafından sunulan belgelerin ihale mevzuatına uygun şekilde sunulduğu, kaldı ki Kamu İhale Kurulu'nun ''vergi incelemesi yapmak suretiyle'' vergisel olayların gerçekliğinin araştırılması ve ortaya konulması noktasında yasal olarak tanınmış bir yetki ve sorumluluğunun da bulunmadığı anlaşıldığından, itirazen şikâyet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi, bu kararın davacı şirket tarafından temyiz edilmesi.


    Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi
    Başvuru Numarası: 2015/103
    Karar Tarihi: 12.11.2015
    Konu: 4721 sayılı Kanun’un yasal mal rejimini edinilmiş mallara katılma olarak belirlediği, aksi sözleşme ile belirlenmedikçe taraflar arasında bu mal rejiminin uygulanacağı, Kanun’da kişisel malların sınırlı sayıda ve son derece kısıtlı bir şekilde sayıldığı, son derece kısıtlı sayılan kişisel malların ayrıca gelirlerinin de katılma alacağına konu edileceğine ilişkin hükmün mülkiyet hakkına makul bir gerekçe olmaksızın yapılan müdahale olduğu, eşler arasında mülkiyet yönüyle adeta özel mülkiyetin terkedilip sosyalist ülkelerde uygulanan ortak anlayışın benimsendiği, diğer eşe bu şekilde bir mali hak tanınmasının resmi evlilikleri engelleyeceği, bu nedenlerle, makul ve kabul edilebilir bir gerekçe olmaksızın kişisel malların gelirlerinin de edinilmiş mallardan sayılması hakkında kuralın, Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırı olması

    ÖZET: : Davacı …'nun davalı … ile 2004 tarihinde evlendikleri ve 2012 tarihinde açılan boşanma davası sonucu Aile Mahkemesinin kararı ile boşandıkları, Dava dilekçesinde ayrıntısı bildirilen 7 adet taşınmaz ve ... Ltd. Şti.ndeki davalıya ait hisse üzerinde davacının katılma alacağı nedeniyle fazlaya ilişkin hakkın saklı kalması koşuluyla 10.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi talebi ile dava açılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde ... ili, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın taraflar evlenmeden alınan taşınmaz olup edinilmiş mal kapsamında olmadığını, yine ..., ... ve ... mahallesindeki taşınmazların da edinilmiş mal olmayıp davalıya babası …’dan intikal eden taşınmazlar olduğunu bu nedenle bu malların kişisel mallar olduğunu ileri sürmesi.

2017 YILI KARARLARI 2016 YILI KARARLARI